Hayatımın çoğu boyunca deli olduğumu sandım. Çılgın. Akılsız. Psikotik. Şiddet yanlısı. Hastalıklı. “Ah, hadi ama, Eddie. Uyduruyorsun. Bu iş. Anladık. Karakterin parçası.” Kanka, gerçekten anlamıyorsun. Doğduğumdan beri aklım yerinde değil. Onuncu sınıftayken mahalledeki aptal bir mesele yüzünden bir çocukla sıkıntı yaşadım. Neydi, hatırlamıyorum bile. Ertesi gün derste oturuyorum, koridorda herifi görüyorum. Testosteron, öfke, sirke… kalkıp “Ne haber?” diye dikildim. Burası Yonkers; öğle arasında otoparkta falan buluşmuyoruz. Hayır, olay anında patlar. Çocuk kitaplarını atıp sınıfa dalıyor, dümdüz üstüme abanıyor. Dersin ortasında — kâğıtlar uçuşuyor, öğretmenler bağırıyor, çocuklar sıraların üstüne çıkıyor. Kıyamet. Üstelik din dersindeydik. Vallahi billahi, koptu film. Gözüm döndü. Sağlı sollu kroşeler. Kitapla, dosyayla dalıyorum. Adamlar Yeni Ahit anlatıyor, ben birini tebeşir tahtasına Alman suplex’iyle gömmeye çalışıyorum. Kontrolden çıkmıştı. Dünyayla kavga e...
Yorumlar
Yorum Gönder