Yalan Söyle, Hile Yap, Sev: Eddie Guerrero Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 5 Şey
Giriş: Ringin Ötesindeki Adam
Profesyonel güreş sahnesine adım attığında, Eddie Guerrero "Latino Heat" personasıyla seyircileri anında büyüledi. O, ringin içinde kazanmak için her yolu mübah gören, kuralları esneten, rakiplerini zekasıyla alt eden kurnaz bir sanatçıydı. Karizması, atletizmi ve seyirciyi avucunun içine alan eğlenceli hileleriyle milyonların sevgilisi oldu. Ancak bu parlak maskenin ardında, çok daha karmaşık, dokunaklı ve ilham verici bir insan yatıyordu. Bu yazı, onun mirasının sadece ringdeki zaferlerinden ve unutulmaz anlarından ibaret olmadığını, aynı zamanda insanlığını tanımlayan şaşırtıcı gerçekleri ortaya koyarak, ringin ötesindeki adamı anlatıyor.
--------------------------------------------------------------------------------
1. Şöhretin Gösterişi, Alçakgönüllülüğün Gerçeği
Profesyonel güreşin ego dolu dünyasında, Eddie Guerrero sıra dışı alçakgönüllülüğü ve iyi kalpliliği ile tanınıyordu. Şöhretinin zirvesindeyken bile, başkalarına yardım etmek için her zaman zaman ayırırdı. Çoğu yıldız, hasta çocukları ziyaret etmek için birkaç dakika ayırırken, Guerrero onlarla olabildiğince uzun konuşur, sonra da aileleriyle bazen bir saate varan sohbetler ederdi. Genellikle ebeveynlere kendi telefon numarasını verir ve istedikleri zaman arayabileceklerini söylerdi.
Bu özelliğinin en dokunaklı örneklerinden birini, eski WCW organizatörü Gary Juster anlatır: Baltimore'da Verna Hartlove adında büyük kalpli bir kadın aracılığıyla, ölümcül kanser hastası küçük bir kızın en büyük hayalinin Eddie Guerrero ile tanışmak olduğunu öğrenir. Juster buluşmayı ayarlar. Eddie, her zamanki gibi nazik davranmakla kalmaz; küçük kızın telefon numarasını alır ve kendi numarasını verir. Kız hayatını kaybedene kadar, onu her hafta düzenli olarak arar.
Bu alçakgönüllülük, sektördeki meslektaşları tarafından da fark edilmişti. Yorumcu Mike Tenay'ın, Eddie'nin annesi Herlinda'ya söylediği şu sözler, onun karakterini mükemmel bir şekilde özetler:
“Bu sektördeki ego manyakları arasında, oğlunuz şimdiye kadar tanıdığım en alçakgönüllü süperstardı.”
Şöhretin baş döndürücü etkisine kapılmadan insanlığını ve başkalarına yardım etme arzusunu koruması, Guerrero'nun karakterinin en belirleyici ve en saygıdeğer özelliklerinden biriydi.
--------------------------------------------------------------------------------
2. Kariyerini ve Kalbini Şekillendiren Trajedi: Art Barr
Eddie'nin kariyerinin ve hayatının en önemli, ancak belki de en az bilinen dönemlerinden biri, en yakın arkadaşı Art Barr ile olan ortaklığıdır. İkili, Meksika'da "Los Gringos Locos" adıyla dünyanın en iyi takımlarından birine dönüştü. Onların kimyası ve ringdeki uyumları, güreş tarihinde unutulmaz bir iz bıraktı.
Bu ortaklığın zirvesi, 1994 tarihli "When Worlds Collide" şovunda El Hijo del Santo ve Octagon'a karşı yaptıkları "maskeye karşı saç" maçıydı. Guerrero, hayatı boyunca bu maçı kariyerinin en iyi maçı olarak nitelendirdi. Maç, Guerrero ve Barr'ın rakiplerini WWF'in Power & Glory takımının bitirici hareketine benzer bir manevrayla alt etmesi gibi unutulmaz anlarla doluydu ve birçokları tarafından güreş tarihinin en iyi takım maçlarından biri olarak kabul edilir.
Ancak bu zaferin hemen ardından trajedi yaşandı. Paul Heyman, ikiliyi ECW'ya getirmek için büyük bir anlaşma hazırlamıştı. Fakat bu anlaşma gerçekleşemeden, Art Barr sadece 28 yaşında aniden hayatını kaybetti. Bu kayıp, Eddie'yi derinden sarstı. Neredeyse aynı anda, Meksika ekonomisi çöktü ve peso, dolara karşı büyük ölçüde devalüe edildi. AAA, ona dolar bazlı garantisini peso üzerinden ödemek zorunda kaldığında maliyet neredeyse 10 kat arttı ve onu artık karşılayamazlardı. Guerrero, birkaç hafta içinde sadece en yakın arkadaşını değil, aynı zamanda ana gelir kaynağını da kaybetmişti. Bu çifte felaket, onu ABD güreş sahnesine geçmeye zorladı.
En yakın arkadaşına ve ortağına bir saygı duruşu olarak, Barr'ın bitirici hareketi olan "frog splash"i kendi bitirici hareketi olarak benimsedi. Kariyerinin geri kalanı boyunca her frog splash yaptığında, aslında en iyi arkadaşının anısını da yanında taşıyordu.
--------------------------------------------------------------------------------
3. Şampiyonun Gizli Acısı: "Emekli Olmalısın" Uyarısı
Eddie Guerrero'nun ringde sergilediği inanılmaz performansların ve atletizmin arkasında, hayranlarının bilmediği şok edici bir fiziksel bedel yatıyordu. 1998 yılının son gününde, GHB'nin etkisi altındayken saatte 200 kilometreyi aşan bir hızla araba kullanırken uyuyakaldı ve araçtan fırladı. Bu neredeyse ölümcül kazadan sonra asla tam olarak iyileşemedi ve sürekli ağrılarla mücadele etti.
Son yıllarında bir doktora gittiğinde aldığı haber yıkıcıydı: Sırtındaki hasarın "genellikle 70-80 yaşındaki insanlarda görülecek seviyede" olduğu ve kendisine derhal emekli olmasının tavsiye edildiği söylendi. Ancak Guerrero bu tavsiyeyi reddetmek zorundaydı. Kariyerinin finansal zirvesindeydi, ailesini geçindirme sorumluluğu vardı ve geçmişten gelen vergi borçlarını ödemeye çalışıyordu.
Bu bilgi, onun son yıllarındaki performanslarını tamamen farklı bir ışıkta görmemizi sağlıyor. Ringe her çıktığında yaptığı her hareket, attığı her adım, aslında inanılmaz bir acıya karşı verilmiş bir irade savaşıydı. O, sadece rakipleriyle değil, aynı zamanda kendi bedeninin sınırlarıyla da güreşiyordu.
--------------------------------------------------------------------------------
4. Bir Soyadının Ağırlığı: Guerrero Olmanın Bedeli
Efsanevi bir güreş ailesinden gelmek, Eddie için bir ayrıcalık olduğu kadar, omuzlarında taşıdığı devasa bir yüktü. Babası Gory Guerrero, Meksika güreş tarihinin en büyük yıldızlarından biriydi. Bitirici hareket olarak bilinen "camel clutch" (la caballo) gibi manevraları icat eden bir yenilikçiydi ve o kadar saygı görüyordu ki, efsanevi dünya şampiyonu Lou Thesz bile onun için "gerçek bir dövüşçü" demişti. Bu devasa mirası onurlandırma sorumluluğu, Eddie'nin yetişkin hayatı boyunca mücadele ettiği "kendi yarattığı baskılardan" biriydi.
Babasının beklentilerinin ne kadar yüksek olduğunu gösteren bir anı, Gory'nin ona profesyonel güreşi nasıl öğrettiğini anlatır: Gory, genç Eddy'den bir süpürgeyle inandırıcı bir maç yapmasını istemişti. Görevi iki aşamalıydı: Önce süpürgeyi "over" etmeli (yani seyirciye sevdirmeli), sonra da süpürgenin kendisini "over" etmesini sağlamalıydı. Bu basit gibi görünen görev, Gory'nin iş ahlakını ve oğlundan beklentisinin ne denli derin olduğunu gösteriyordu.
Bu bitmek bilmeyen baskı, Guerrero'nun mükemmeliyetçiliğini körüklerken, aynı zamanda bağımlılıkla olan mücadelesini de tetikledi. Bir soyadının hem en büyük hediye hem de en ağır yük olabileceği ikilemi, onun hayatının merkezinde yer aldı.
--------------------------------------------------------------------------------
5. Zirvedeki Yalnızlık: Rakamların Acımasızlığı
Brock Lesnar'ı yenerek WWE Şampiyonu olduğu an, Eddie Guerrero'nun kariyerinin zirvesiydi. Ancak zirveye ulaşmak, baskının sonu değil, aslında en ağır baskının başlangıcı oldu.
Kemeri kazandıktan kısa bir süre sonra, SmackDown markasının diğer ana yıldızları Brock Lesnar ve Kurt Angle şirketten ayrıldı. Onların yokluğu, SmackDown markasını adeta bir "ikinci lig turnesine" çevirdi ve tüm yük tek başına onun omuzlarına bindi. Bu dönemde düşen genel reytingler ve gişe hasılatları, Guerrero'nun bu durumu kişisel bir başarısızlık olarak algılamasına ve depresyonunun yeniden tetiklenmesine neden oldu.
Ancak bu, hikayenin sadece bir kısmıydı. Trajik olan şuydu ki, genel rakamlar düşerken, Guerrero tek başına kilit demografik gruplarda muazzam bir artış sağlıyordu. Los Angeles, Dallas ve San Francisco gibi şehirlerdeki maçları yüz binlerce yeni izleyici çekiyordu. Hatta 2003'ün sonunda şirket içinde "Latino Steve Austin olabilir" söylentileri dolaşıyordu. Ne yazık ki, o sadece genel düşüşü gördü. Arkadaşı Chris Jericho durumu şöyle açıklıyor:
"Eddy şampiyonken işler kötüydü. Ama gerçek şu ki, o dönem kim şampiyon olursa olsun işler kötü gidecekti. O ise rakamlara bakıp kişisel algıladı."
Eddie için şampiyonluk kemeri, bir zafer tacı olduğu kadar, başaramadığına inandığı ağır bir yük haline de gelmişti.
--------------------------------------------------------------------------------
Sonuç: Miras, Hilelerin ve Zaferlerin Ötesinde
Eddie Guerrero'nun mirası, kazandığı kemerlerden, yaptığı unutulmaz hilelerden veya ringdeki akrobatik hareketlerinden çok daha fazlasıdır. Onun hikayesi, kusurlarına rağmen her düştüğünde ayağa kalkmanın, en karanlık anlarda bile başkalarına ışık olabilmenin ve ne pahasına olursa olsun sevdiği işi tutkuyla yapmanın gücünü anlatan bir insanlık dersidir. Onun gerçek mirası, dokunduğu kalplerde bıraktığı silinmez izdir.
Belki de bu mirası en iyi özetleyen an, cenazesinde yaşandı. Cenazelere katılmamasıyla bilinen "Stone Cold" Steve Austin, törene katılmak için Phoenix'e uçmuştu. Kimseyle konuşmadan, törenden 30 metre uzakta, çimenlerin üzerinde tek başına durarak arkadaşına son saygısını sundu. Eddie Guerrero'nun gerçek mirası buydu: en sert adamları bile sessiz bir saygıya iten o eşsiz insanlık. Bir sanatçının ardında bıraktığı gerçek miras bundan daha fazlası olabilir mi?
Yorumlar
Yorum Gönder